MİNİK


            Büyüyünce anlıyor insan, ne kadar küçük olduğunu bir zamanlar. Ne kadar umarsız olduğunu anlıyor çoluk çocuk sahibi olunca. Küçük yalnızlıklar da bitiyor büyüyünce, içinde masallar olan dünya da. Bir başka hezimet oluyor bizimkisi. Israrla dönüp dönüp arkaya bakıyor. “Çocukken ne küçükmüş dünya” deyip hayıflanıyor, iç çekiyor bir anda. Aklı ne kadar meşgul olursa olsun sürekli bir hezeyan yer ediyor yeri gelince hatırlanmak üzere, peydahlanıyor zihne. Huzursuz ediyor, acıklı bir filmde ortaya çıkıyor bazen, bazen duvardaki resme bakarken. İki büklüm olmuş eli bastonlu bir ihtiyarın resminde debeleniyor yerinde bazen ya da iç çektirecek bir müziği dinlerken. Evladının minicik alnında sancıyan ateşte ortaya çıkıyor bazen bu hezeyan. Sabahı zor ediyor küçüklük hezeyanı. Koşup tıpkı babanın da sana yaptığı gibi tavuk budu aldırıyor insana. “Evladım yesin de toparlansın hemen.” diyerek. En çok da mutluluk resimlerinde gözdeki yaş oluyor, adına sevinç gözyaşları dedikleri. Aile toplanmış parkın içinde, sevimli bir günde yapılan mangal keyfine saklambaç ekleniyor, resimde de tebessüm er meydanına çıkıyor hüzünlerle savaş için.

            Ağırdır çocuk gözyaşı. Her damlasında aşk vardır, sevgi, emek, koku, nasihat, saflık vardır. Her damlasında anne sütü vardır, baba şefkati doludur, her damlası tonlarca ağırdır aslında. Aslında bir çocuk ağladı mı dünya ağlar, kâinat da. Boncuk olur acıklı birer inci gibi dizilir yanağa çocuk gözyaşı. Ağladı mı derin sarsılır kalbiniz. Siz de ağlamıştınız, hıçkırıklara boğulmuş bir miniktiniz. Bir elinizde oyuncak, diğer elinizde babanızın ekmeği, çekip giderken onlar, yaşarmıştı gözleriniz. Sesiniz yırtılmıştı gecenin karanlığında. Sizi uyudu sanıp gidince anneniz, babanız karanlık çökmüştü, ürkmüştü yüreğiniz.
            Küçüklük hezeyanı da böylededir. Çöktü mü karanlık peydahlanır, ışık söndüğünde. Karanlıktır esas aydınlık. Yalnızlık karanlıktır. Çocukken babanız gider ve biter miniklik. Babanız gider ve başlar karanlık. Baba olunca başlar karanlık, baba gidince baba olur insan. Baba olunca batar güneş. Artık damlaları gözünüzde taşırsınız yeri gelince dökülsünler diye. Aslında yeri de gelmez. Sebepsizce ağlar insan çoğu zaman. Çünkü çocuklar karanlıktan korkmaz, babasız kalana kadar…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ