MAHREM


              Gizli, saklı… Ruhun karanlık tarafı, hiç aydınlanmayacak olan. İnilmeyeceği için merdivenleri de yok. Gerekli anlarda ise mum ışığı ile aydınlattığımız dipsiz kuyu. Kör kilit vurulmuş kapı. Mahrem bir okyanus gibi. Kiminin çok derin, kiminin en sığ. Bazen bir hırsızın derinliklerinde mahrem, bazen bir fahişenin gecesi biterken mahrem. Bazen aldatanın, bazen atlatanın sığ sularında. Kırmızılarla örtüyor her sırrın üzerini. Çizgilerini en keskin kalemiyle, en dibine çekiyor belli hatların üzerinden. Hiç açılmasın, açan olmasın diye. Ama mahrem yansır yüze. Bir çizgi illa ki yüzdedir. Okuyabilene aşk olsun. Yüzyıl da geçse üzerinden kalır yara gibi yüzde. Mahrem korkuysa, yarası gözlerdedir, mahrem zevk ise yanaktadır izi mutlaka. Yapışır adeta, dövme gibi. Görebilene aşk olsun. Mahrem pişkin pişkin atılan serseri bir adımsa izi bıyık altındadır mutlaka, en zor belli edeni kendini.

                Peki, mahrem öçse yüzyıldır içte depreşen? İşte en tehlikelisi. En soysuzu. En yiyip bitireni. Tanımaz asla hatır, yıkar, devirir. Mahrem, eli baltalı bir gece yarısı saldırganına dönüşür. Aç bir aslandan daha saldırgan ve kobradan daha öldürücü bir zehir. Beraberinde sürükler kurbanlarını. Birbirlerine habersizce takılan ve sürüklenen kum tanecikleri, bedbaht ve pervane olmuş nasıl da hepsi, sıra sıra kervanlar gibi. Artık önü alınmaz bir sel gibidir, öfkeden kudurmuş gibi. Mahrem, o kör kuyudan nasıl da taşar? İnilemez bile olsa o gelir bulur öfke seli mahkûmlarını. Hatta bazıları iyi hal kâğıdı almak için bekler durur. Çabalar en kurnaz tilki hesabı. Yüzyıllardır içte depreşen öç, ininden nasıl da çıkar şaşar kalırsınız.
                Mahrem, sevginin gönül bahçesine kurulmuş otağ ise hiç korkulmaz ondan. Sevgi tetikler her güzelliği. Her seferinde aşk katarlarının, uğradığı duraklardır mahrem o zaman. Onun karşısında yüzyıllık öç bile en derindeki, inine girer utancından. Sevgi, en kanlı cepheleri birer çiçek bahçesine çevirir. Sevgi, bazen mahremse bırakın çıksın dışarı, sel olsun. Öç mahremse, tutun zincirlerinden de kaçırmayın elinizden sakın. Bereketli topraklarımız kararmasın, hep taze kalsın baharlarımız…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ