MUMA ÜFLE SEVİNÇLE


Bir doğum günü… Çocuk altı yaşına giriyor. Heyecanla etrafına bakınıyor. Aile toplanmış. Çocuk merakla etrafına bakınıyor ama kimse rengini belli etmiyor. Herkes oynayacağı oyuna iyi çalışmış anlaşılan. Zaman geçiyor, merak iyice depreşiyor ve yerine kaygı da geçmeye başlıyor öne doğru. Somurtkan bir yüz beliriyor önce. Kısacık saçların altından iki kara koca göz kısılmaya başlıyor sinirden. Ama hala kimsede çıt yok nedense. Çocuk o tombiş ellerini sıkıyor yerinde duramıyor. E beklentiler büyük tabii. Sonra yanakları kızarıyor ve kulakları. Kaygı yerini “Balona bile razıyım” endişesine bırakıyor. Erkekliğe yakıştırmıyor ağlamayı küçük efe ama dokunsan ağlayacak neredeyse. Zor tutuyor kendini. Üstüne üstlük cüretkâr bir dayı var karşısında. Resmen sözlü bir itham var ortada. Dayı sıkıştırdıkça efe sinirleniyor. Dudaklar titriyor. Gözler iyice sinire kesiyor. O sırada anne içeri giriveriyor elinde koca bir pasta, baba ise elinde fotoğraf makinesi. Güneşli hava bir anda gösteriyor kendisini fırtına ve yağmurun arasından. Şaşkınlık sevinç oluyor, gözler açılıyor bir anda. Sevinç naraları göklere yükseliyor. Evin küçüğü egemenliğini o gün ilan ediyor birkaç saatliğine. Oynanan oyun ayakta alkışlanıyor. Mumlar en kuvvetlisinden üfleniyor ve yine kaygı… “Herkes pastasını bitirse de hediye faslı başlasa” kaygısı. Ama bu kez efeleniyor efe. Baskı sonuç getiriyor. Hediyeler birer birer açılıyor. Çocuk kalbi gülümsüyor. Çocuk seviniyor. Sarılıyor hediyelerine ve getirenlere. Altı yaşa eriyor çocuk, sevinçle. Heyecanla hediye oyuncaklarıyla oynamaya başlıyor. Etrafını kuzenler sarsa da o görmüyor. Günün şanslısı o çünkü, hediye denizi sadece onun bugün.

                Bugün karneler dağıtılıyor. Doğum günü, takdir alan ağabeye de güneşi doğurtuyor. O da nasipleniyor. Karne takdirli olunca hediye katmerli oluyor. Bu anları hiç unutmaz çocuklar. Hiç unutulmaz gülücükler. Babam da güldürmüştü çocukluğumda beni. Çok istediğim orgu almıştı günün birinde. Okul dönüşü elimde takdirli karnem eve çıkmadan arabanın bagajını açıp hediyemi göstermişti bana. Hafızamda geniş bir yer açılmıştı o gün. Babam bir kuş gibi uçalı yedi yıl geçmiş gitmiş. Babam gittiğinde baba olmuştum. Şimdi evladımın hafızasını açıyorum. “Baba olunca anlarsın hayatı” demişti. Anlıyor insan. Doğum günlerinde sönen her mum geride bıraktığımız birer resim gibi. Otuz sekiz yıldır üflüyorum mumlara her insan gibi. Siyah beyaz resimlerde kaldı sevinçlerim, kaygılarım. Çocuk unutmaz her sevinci. Kursakta kalan ağır hüzünler sevinçle gider. Sen de unutma, ağır hüzün dolu yüzleri mumla söndür, açtır gülleri bahçesinde sevincin…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ