KANADI KIRIK YAVRU KUŞ 38'İNDE


Bugün 38 olduk. 38 yıl geçti aradan. 38 yıldır nefes alıyoruz, 38 yıldır bedenimiz sürekli bir harekette. 38 yıldır gözlerimiz görüyor, kulaklarımız işitiyor. 38 yıldır boğazımızdan bir lokma ekmek ve bir bardak su geçiyor. 38 yıldır hafızamız kayıtta ve daha birçok şey…

                38 bana 1938’i anımsatıyor. Atatürk’ü kaybettiğimiz yıl. Google’a 38 yazdığınızda dizilerin 38. Bölümleri sıralanıyor. Bir de çeşitli istatistikler… 38 aslında daha pek çok şeyi hatırlatacak hissediyorum ama zamanım yok zira 39 ve sonrası 40’a az bir zamanım kaldı. 40’a iki kala yapmam gereken çok iş var. Çok çalışmalıyım. “Kırk nedir ki?” diye sorabilirsiniz. Tarancı’dan devralmak lazım sanırım. Kırk yolun yarısı ediyor artık, otuz beş değil…

                Bugün 4 Haziran 2012 ve benim doğum günüm. Yine böyle bir güneşli günün sabahına doğru doğmuşum. Doğmuşum da otuz sekizde ilk kitabı yazmam sanırım benim müşkülpesentliğimden kaynaklanıyor. “Eh be birader, insan daha önce yazmaz mı?” diye soruyorum kendime ama cevap yok. Kendimle sorunum mu var nedir anlayabilmiş değilim. Ancak bugünü diğer doğum günlerimden ayıran en önemli özellik kitabımın bugün çıkmış olması. Ayrıcalıklı bir hediye benim için, kitabımın çıkmış olduğunu üstelik de doğum günümde görebilmek. Hayat bir mutluluk resmi ise o resmin meyve bahçeleriyle bezeli kısmı bu olacak sanırım. Hüzünlü bir resimse hayat yağmurdan sonraki güneş olacak imzaladığım, okurlarıma ulaşan her kitap…

                Bugüne okkalı bir kahve ile başladım. Kendime keyfe keder bir izin çıkarttım. Annemle birlikte kahvelerimizi içtik. Ardından bugün kitabım için düzenlenen imza günü için Mozaik Hastanesi’ne gittim. İmza gününe yabancı ama bir o kadar da istekli bir toplum. Beyaz önlüklüler başıma üşüştüler resmen hem de acil olmayan hastalarından kibarca izinler alarak. Belki de bir ilk’tir, hastanede imza günü ilk defa düzenleniyordur. Güzeldi gerçekten. Çok özeldi…

                Hep içimde uhde kalacak biliyorum, rahmetli babamın bugünlere tanık olmasını isterdim. Şimdi yanıma gelip, alnımdan öpüp “Aslan oğlum” demesini isterdim. Kanadı kırık yavru kuşunun yaptıklarını görmesini, gururlanmasını isterdim ve şu an döktüğüm gözyaşlarına tanık olmasını da. Belki de gök kubbedeki istirahatgahından izliyordur. Her kanadı kırık yavru kuşun anası babası gibi gururlanıyor ve tüylerini kabartıyordur, onurla.
                Sol bacağım titredi bir gün. Yuvamdan dışarı ürkerek başımı çıkarttım. Bakındım çekinerek etrafıma, dünyaya. Adım atmaya korkarken, annem kanat gerdi bedenime, uçurdu beni uçsuz bucaksız semaya. Her kanadı kırık yavru kuş beklemesin otuz sekizi. Çırpsın kanatlarını daha erkenden, çok ama çok daha erkenden uçsun… Uçsun ki “Alaca Dünya ve Yalnızlığım” onurlansın…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ