BİR İMZA GÜNÜ ANATOMİSİ, BEBEĞE DE KİTAP…
Heyecanlıydım
çünkü bu ikinci imza günümdü (İlkini yarın anlatacağım). Heyecanla beklemeye
koyulduk. Bu arada hafta içinde yayınlanan onlarca gazete, imza gününü
duyurmaya başladı. Şehre afişler asıldı. Yüreğimdeki renk, gökkuşağı oldu
birden. Yağmuru dindirdi sevincim. Her haber bir mutluluktu. Resim en
realistinden karşımdaydı işte. O tanıtım haftası zor bitti. Pazartesi, zincire bağlanan
son heyecan halkasıydı belki de. Sabah ansızın dürttü beni, sıçradım yataktan.
İlk kalktığımda hafızam silinir benim. Sizde de oluyor mu bilemem ama bende
oluyor. Bir süre kendime gelemem. Düşünürüm. Ben kimim? Neyim? İşim ne?
Etrafıma bakınırım neredeyim diye. O sabah da öyle oldu. Etrafıma bakındım
kaybolmuş bir çocuk gibi. Kızım girince odaya hatırladım. Pepe başlamış onu
söylüyordu kızım Elif. Derken kahvaltı, acı acı masaya çağırdı beni. Yani eşim.
Doğru ya bugün imza günüydü. Bugün özel bir gündü. Heyecan beni hızlanmaya
davet etti. Kahvaltı kızımın da yoğun uğraşılarıyla bitmeden çekti gitti. Bir
anda kendimi arabamın yanında buldum. Doğruca hastaneye. Böylesine bir amaç
için hastaneye giden ender hastalardan biriyim belki de. Yoğun bir Pazartesiyi
karşılamış anlaşılan koca bina. İçerisi tıklım tıklım. Kimselere çaktırmadan
doğruca müdürün odasına çıktım…
Hastanenin terasında özel ve güzel anlar yaşadık. Kitabım “Alaca dünya ve Yalnızlığım” yeni sahiplerini itinayla seçti. Her şey bir iki saatte olup bitiverdi. İmzalarım kitabımın vazgeçilmez anılarını not düşürdü. İlk attığım imzamı hatırlamıyorum. Ama sonuncusunu hatırlıyorum. Artık arabama doğru yönelmişken yorgunca, sekiz-dokuz yaşlarında bir kız çocuğu yaklaştı. “Annem sizi hastanedeki odasında pencereden görmüş. Mümkünse birazdan doğacak kardeşim için imzalı bir kitabınızı istiyorum.” dedi. Gözlerim bu büyülü ve yüreği dolduran cümleye daha fazla dayanamadı. Onca doktor imzalı kitabımı alabilmek için odalarından, gerekirse pencerelerden geçerek kaçmışlardı ama bu cümle o koşuşturmacanın içerisinde parıldayan bir yıldız gibiydi. Gözyaşlarımı sildim ve en güzel imzamı atarak kitabımı çocuğa verdim heyecanla ve sevinçle. O an ölümsüzleşti hafızamda. Duygusallığım ruhumu esir aldı. Doğacak bir çocuğa kitap imzalamanın keyfiyle evimin yolun tuttum. Yıllar geçecek ve o bebek büyüyecek, kitabımı eline alacak ve ilk sayfasında şu notu görecek: “Seni dahagelmeden sevdim çocuk. Hoş gelişin oldu. Dilerim mutlu, huzurlu ve sıhhatli biryaşamın olur.”


Yorumlar
Yorum Gönder