MAHREM
Gizli, saklı… Ruhun karanlık tarafı, hiç aydınlanmayacak olan. İnilmeyeceği için merdivenleri de yok. Gerekli anlarda ise mum ışığı ile aydınlattığımız dipsiz kuyu. Kör kilit vurulmuş kapı. Mahrem bir okyanus gibi. Kiminin çok derin, kiminin en sığ. Bazen bir hırsızın derinliklerinde mahrem, bazen bir fahişenin gecesi biterken mahrem. Bazen aldatanın, bazen atlatanın sığ sularında. Kırmızılarla örtüyor her sırrın üzerini. Çizgilerini en keskin kalemiyle, en dibine çekiyor belli hatların üzerinden. Hiç açılmasın, açan olmasın diye. Ama mahrem yansır yüze. Bir çizgi illa ki yüzdedir. Okuyabilene aşk olsun. Yüzyıl da geçse üzerinden kalır yara gibi yüzde. Mahrem korkuysa, yarası gözlerdedir, mahrem zevk ise yanaktadır izi mutlaka. Yapışır adeta, dövme gibi. Görebilene aşk olsun. Mahrem pişkin pişkin atılan serseri bir adımsa izi bıyık altındadır mutlaka, en zor belli edeni kendini. ...

Yorumlar
Yorum Gönder