İKİ CÜMLE

Sessizliğimin çağrısıydı belki de yorgun ve düşük omuzlarım. Hiçbir sese tepki vermeden öylesine dinlenmek gerekti çünkü sessizce. “Bazen ben böyle olurum.” diye bahaneler öne sürerdim yüreğime çoğu zaman. Nefret ettiğim dönemlerimde gelir genelde bu hayıflanmalarım. Öylesine sessiz ve öylesine ağlayıcı. Ağlamak isterim ama ağlayamam. Gülmek de gelmez içimden. Öylesine durmak isterim, oturmak isterim ebede kadar koltuğumda. Sadece etrafıma bakayım isterim. Penceremin önünden geçen nice hikâye dikkatimi dağıtmaz asla. Çünkü her insan bir hikâyedir aslında. Çünkü her insan biraz ağlayıp kaleme alınası anlar yaşamıştır, biraz gülüp. Karşıdaki kaldırıma oturmuş ve otobüs bekleyen ve yağmura aldırmayan amca, hızlıca yürüyüp alımlı alımlı etrafına bakınan ve belli ki birilerini arayan genç ve güzel kız, telefonuyla konuşan ve elindeki sigarasından efkârlı dumanlar tüten adam ve elindeki ekmeğini ısıra ısıra okuldan evine doğru yollanan küçük çocuk. Hepsinin birer masalı var. Belki Kaf Dağları’nı aşmaları gerekmiyor ama her an değişen iklime ayak uydurmak zorundalar. İnsanın iklimi önemli değil belki de, yaşamın iklimi önemli. İzledikçe dikkatim daha da yoğunlaşır. Dalmam asla derinliklere. Beni sadece öyküler ilgilendirir. Kibritçi kızın umuda yaktığı her kibrit aslında elimizde tuttuklarımızdır. Kimi elinde bebeğinin elini tutar, kimi kelepçesini. Demir parmaklıkların pası eline bulaşır kiminin, kiminin içeceği bir avuç su. Kimi sobasını tüttürecek bir avuç kömürü, kimi çocuğu için yaptığı uçurtmayı tutar. Umut bazen ısıtır, bazen gökyüzündedir. Arar dururuz umudu. Susuz da olmaz umutsuz da. Peki neydi bu ümitsizliğim? Sessizliğim neden yapışmıştı ruhuma? Anladım ki volkanımı fışkırtacak bir masal lazım. Destana gerek yok. Bir nefeslik olsun yeter. Bir buselik belki de. Uzun olmasının ne önemi var ki? Neticede dikkatimi dağıtmamam lazım. Hareketler değil, varlıklardır masal. Varlıkların içinde saklıdır. Kimine gelir yapışır masal, kiminin içinden fışkırır. Öylesine bir masal olmalıydı ki yazdığım, iki cümleyle tüm masalı anlatabilmeli, iki kelimeyle kahramanın karakteri anlaşılmalı ve iki harfle kurgu tamamlanmalıydı. Öyle de oldu. Sadece iki cümle… Sessizdim. Suydum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ