Kayıtlar

Haziran, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ALACA DÜNYA VE YALNIZLIĞIM HABERLERDE...

İlk Kitabım Alaca Dünya ve Yalnızlığım, pek çok internet sitesinde, gazetelerde ve radyolarda haber yapıldı. Linklerine aşağıdan ulaşabilirsiniz... 25.06.2012 BAVULUM DOLU SANATLA_25 http://www.stargazete.com/sanat/antakyanin-tam-ortasinda-gecen-bir-fantastik-kurgu/haber-621333 http://www.ntvmsnbc.com/id/25361404/ http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=344282 Ve kitabımla ilgili inceleme yazısıyla Sayın Murat Şeker'e saygıyla... http://sonmoda.org/ali-unalin-ilk-eseri-alaca-dunya-ve-yalnizligim/

KURBAN

Resim
Göçebe hayvan topluluklarında yavrular, annelerini seslerinden ve kokularından tanırmış. Penguenler mesela. Anneleri yiyecek getirmek için sabah suya dalıyor ve ancak akşama geliyor. Yavrular anneler görününce kıyıdan çığlığı basıyor. Ne müthiş bir sahne. Ne inanılmaz bir içgüdü. Balıkçıl kuşların çoğunda durum böyle. Anne yavrusunu ve yavru anneyi sesinden tanıyor. Ses, aşka delil oluyor. Ses bir anda göz alabildiğince geniş kayalıklarda, çöllerde, meralarda sevgiye dönüşüyor.   Sevgi çığlığı tüm doğayı sarıyor. İnsan da sever çoğu zaman. Yaşı yetmişe gelmiş bir ihtiyardı karşımda duran. Antakya’nın deli sıcağında serinlemeye çalışıyorduk. Ama sıcak bedenimizi esir almıştı, karanlık da. -           Bu sıcağını iyi bilirim ben oğul Antakya’nın. dedi.   Gözleri uzaklara daldı. Uzaklara baktıkça sanki geçmişi hatırladı. Perdeli gözleri iyice kısıldı. Yaşlı gövdesini, asırlık bir çınar gibi ağırca doğrulttu ve anlatmaya başl...

BİR İMZA GÜNÜ HEYECANI...

Resim

ALACA DÜNYA VE YALNIZLIĞIM BASIN BÜLTENİ

Resim
Yitik Ülke Yayınları’nın yeni markası Potkal Kitap’ın bir numaralı yayını “ Alaca Dünya ve Yalnızlığım ” tüm kitapçıların raflarında... Ali Ünal’ın ilk kitabı olan eserin, yazarın fantastik-biyografi türünde edebiyat dünyasına kazandırdığı önemli bir kurgu olarak dikkat çekmesi bekleniyor. Engelli bir çocuğun yaşamından kesitler sunan “Alaca Dünya ve Yalnızlığım”, aynı zamanda tarihi ve kültürüyle son dönemlere damga vuran Antakya’dan farklı yaşamları okuyucuya sunuyor. Roman ile biyografi arasında ince bir çizgide yer alan ve bu özelliği ile geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen Ali Ünal, fantastik bir Antakya’yı kaleme almış. Hayalle gerçeği bağdaştıran, yaşamın sert gerçekleriyle Alaca Dünya’nın hayallerinin iç içe geçtiği “ Alaca Dünya ve Yalnızlığım ” her yaştan okuyucusuyla buluşmaya hazırlanıyor. “Gerçek hayat ile gerçek üstü bir hayatın zaman zaman kesiştiği, içinde yaşanılan dünya ile öte dünyalara özlemin ortaya çıkardığı bir roman Alaca Dünya ve Yalnızlığım ... Tüm romanl...

BİR İMZA GÜNÜ ANATOMİSİ, BEBEĞE DE KİTAP…

Resim
             Öğlen vaktiydi kahvemi yapmış, keyifle içiyordum. Bir de her daim yaptığım gibi yeni kitabımla ilgili düşüncelere dalmışım. Telefonun acı “Yandım, yandım” çığlığı ile irkildim. Aklımda canlandırmalar yaparken bu çalan telefonlar hep ürpertir ben her nedense. Arayan samimi bir dost. Hal hatır sormak için aramış. Dedim ki “Doktor sizin hastanede bir imza günü yapalım. Yeni yaşamları kucaklıyorsunuz. Benim kitabım da sizin hastanenizde doğsun.” Çok hoşuna gitti doktorun. O an gözlerinin parıldadığını hissettim. Düşünsenize bir özel doğum hastanesinde imza günü. Kimin aklına gelir ki? Dostum konuşurken resmen o anı yaşadı. Hep böyle heyecanlıdır, sıcaktır zaten. Ben anlatmaya kalmadan o söze girdi ve heyecanla anlatmaya başladı. Tanıtımlar yapılacağını, afiş hazırlanacağını, basının çağrılacağını. “Dur, dur hemen ne bu celallenme yahu!” dedim de zor tuttum vallahi. Ama o çoktan yola çıkmıştı son sürat…  ...

ALACA

Resim
Çocukluğumun en özgün, en tatlı tebessümler yayıcı, en çapkın, en sevinçli ve en üzgün anları bir araya gelse ancak bu kadar uzun olurdu. Zor geçen ama hiç yaşayamadığım çocukluğum, bir gün kapısını çaldı yalnızlığımın. Uzun soluklu bir hezeyan fotoğrafı gibi asılı kaldı kalbimdeki koca duvarda. Bu duvarda Antakya’da yaşayan bir avuç insanın, Alaca Dünya ile kurduğu iletişimin en can alıcı anları da resmedildi. Her fırça darbesi, bu resmin karakterlerini ortaya koyuyor. Yaşamın sert gerçekleri ile Alaca Dünya’nın hayalleri içiçe geçiyor. Mahiyar’a duyduğum çocuksu aşk, mektup arkadaşım Jeanne’in tahmin edemediğim fırtınalarla dolu iç yüzü, Hristo amcanın sevgi dolu sarraf yüreği, Şayeste Hanım’ın, kendisine bahşedilen gençlik hülyalarıyla dolu Rıfat Bey aşkı, her geçirdikleri günü keseden yiyen sıradan yaşlılar: Mualla Nine ve Nihat Dede, Menekşe ve yaralı geçmişi… Antakya’da çekilen, her karesinde şiş kebap mutluluğunu, humus lezzetini, biber salçası hüznünü ve semavi aşkın 3 ayrı l...

HİÇ

               İhtiyardı bugün. Yaşı yetmiş sekiz. Başında beyaz dolamı elinde baston, kırlaşmış sakalı, kısılmış gözleri ve güneşin yakıcı sıcağı. Alnında boncuklaşmış ter tanecikleri. Yola çıktığında köpeği ve atıydı tozun toprağın içerisindeki arkadaşları. Şimdi yalnız. Köpeği susuzluktan yığıldı kaldı. Atı ise kaçtı güpegündüz. Karşısında çayırın yılanını görünce ürktü hayvan, sıcak dinlemedi, terkisine koca kazık girmiş gibi huysuzlandı ve kaçtı. Yapayalnızdı şimdi geniş ovanın ortasında bir elinde bastonu, yakıcı sıcak ve susuzluk içini yakmış. Alnındaki derin çizgiler kararmış. Sadece alnı değil, tüm bedeni esmer. Güneş gözünü karartıyor ihtiyarın ama o ısrarla yürüyor. Ovadaki tek can o belki de. Ayağındaki toz içindeki ayakkabıları çorabının içinden fırlamış parmaklarını toprağa değdiriyordu her adımda. Elleri nasır tutmuş ihtiyar, sıcağa, bedeninin ağırlığına ve susuzluğa rağmen yürümeye devam etti. Hiç du...

MUMA ÜFLE SEVİNÇLE

Resim
Bir doğum günü… Çocuk altı yaşına giriyor. Heyecanla etrafına bakınıyor. Aile toplanmış. Çocuk merakla etrafına bakınıyor ama kimse rengini belli etmiyor. Herkes oynayacağı oyuna iyi çalışmış anlaşılan. Zaman geçiyor, merak iyice depreşiyor ve yerine kaygı da geçmeye başlıyor öne doğru. Somurtkan bir yüz beliriyor önce. Kısacık saçların altından iki kara koca göz kısılmaya başlıyor sinirden. Ama hala kimsede çıt yok nedense. Çocuk o tombiş ellerini sıkıyor yerinde duramıyor. E beklentiler büyük tabii. Sonra yanakları kızarıyor ve kulakları. Kaygı yerini “Balona bile razıyım” endişesine bırakıyor. Erkekliğe yakıştırmıyor ağlamayı küçük efe ama dokunsan ağlayacak neredeyse. Zor tutuyor kendini. Üstüne üstlük cüretkâr bir dayı var karşısında. Resmen sözlü bir itham var ortada. Dayı sıkıştırdıkça efe sinirleniyor. Dudaklar titriyor. Gözler iyice sinire kesiyor. O sırada anne içeri giriveriyor elinde koca bir pasta, baba ise elinde fotoğraf makinesi. Güneşli hava bir anda gösteriyor kendi...

ZOR AMA İMKÂNSIZ DEĞİL

Yıllarca düşündüm durdum. Kurguladım. “Ben nasıl kitap yazarım?” ve “Bence neden kitap yazmalıyım?” sorularına yanıtlar aradım. Sorularımı yanıtladıktan sonra kitabımı yazmam sadece iki ayımı aldı. Her gün disiplinli ve istekli olarak yazdım, yazdım ve düşündüm. Sonrasını düşünmeden yazdım, sorgulamadan. Çünkü hazırdım neticede. Her soruma yanıtlar bulmuştum. Mesela az biraz önemsenecek kurgusal bir yaşamım olduğunu bulmuştum “Bence neden kitap yazmalıyım?” sorusuna yanıtlar ararken. Bu iyi bir icattı benim için. Sürükleyecek bir hikâyem vardı artık. Gerçeklik gözlüğümü de çıkarınca, parmaklarım şaha kalktı. Heyecanlandım. Daha el melekemin yeni yeni oturduğu “Q” klavye anlayışım, kırk yıllık klavye manyaklarına taş çıkarttı, uçtu gitti.                 Kitap bitince sıra yayınevi aramaya geldi. Çabaladım. Debelendim. Ama cesur yüreği bulmak hiç kolay olmadı. Şanslıydım çünkü spikerlik geçmişim vardı. Ses to...

KANADI KIRIK YAVRU KUŞ 38'İNDE

Resim
Bugün 38 olduk. 38 yıl geçti aradan. 38 yıldır nefes alıyoruz, 38 yıldır bedenimiz sürekli bir harekette. 38 yıldır gözlerimiz görüyor, kulaklarımız işitiyor. 38 yıldır boğazımızdan bir lokma ekmek ve bir bardak su geçiyor. 38 yıldır hafızamız kayıtta ve daha birçok şey…                 38 bana 1938’i anımsatıyor. Atatürk’ü kaybettiğimiz yıl. Google’a 38 yazdığınızda dizilerin 38. Bölümleri sıralanıyor. Bir de çeşitli istatistikler… 38 aslında daha pek çok şeyi hatırlatacak hissediyorum ama zamanım yok zira 39 ve sonrası 40’a az bir zamanım kaldı. 40’a iki kala yapmam gereken çok iş var. Çok çalışmalıyım. “Kırk nedir ki?” diye sorabilirsiniz. Tarancı’dan devralmak lazım sanırım. Kırk yolun yarısı ediyor artık, otuz beş değil…                 Bugün 4 Haziran 2012 ve benim doğum günüm. Yine böyle bir güneşli günün sabahına doğru doğm...

MEVSİMSİZ ARZU'LAR

Resim
         Şiiri sevmezdim hatta zaman zaman şiir okumak zorunda kalırsam, şairlerin özel hayatlarına fütursuzca daldığımı düşünürdüm ne komik değil mi? Şiir benim için ütopyaydı şair de şiirin özü. Şiir yazmak istediğimde de hep korkmuşumdur. Çünkü şiir, tadını bilmeden okyanusa dalmak gibi. Her şair de o yüzden hatırımda koca bir çınar. Bir cesur yürek. Arzu Arabacıoğlu da bir cesur yürek. Okyanusa hışımla dalanlardan hem de. Şiirlerini okursanız anlarsınız bu güçlü adımı okyanusa doğru. Dipsiz derinliğin en güçlü manası. Şiirlerinde farkı hissettiren bir doku var. Ahengi çok farklı. Siz hiç ağacın kabuğu olmak istediniz mi? Mevsimsiz Arzular'ı okuyunca olabileceksiniz. Saçlarınızın rengi değişecek. Şiire tıpkı Arzu gibi dalacaksınız. Roman yazarken genelde şiire eşlik eden müzikleri dinlerim. Saflaştırır bu müzikler yüreğimi. Ama şimdi önümde Mevsimsiz Arzular ve roman yazıyorum. Gözüm kayıyor büyülü kelimelerine şiirin. Saflaşıp romanımı yazıyor...

"ALACA DÜNYA VE YALNIZLIĞIM" TÜM TÜRKİYE'DE SATIŞTA

İlk kitabımı taçlandıran değerli okuyucularıma müjde... Yeni yayından çıkan ve dağıtımı yakında yapılacak olan ilk kitabım "Alaca Dünya ve Yalnızlığım" http://www.kitapturk.com/roman/alaca-dunya-ve-yalnizligim-88135k.html http://www.idefix.com/Kitap/tanim.asp?sid=DW578DZC6D4DDPF2UM6I&searchstring=alaca http://www.dr.com.tr/Kitap/Alaca-Dunya-ve-Yalnizligim/Ali-Unal/Edebiyat/Roman/Turkiye-Roman/urunno=0000000401646 sitelerinde... Yerinizi ayırtın ve Alaca'nın tılsımına varın...