OT


Ot olmak isterdim. Çocukluğumda da, gençliğimde de istedim; elime ağırlaştırılmış çöküntüyü hissettirecek bastonu aldığım zaman da ot olmayı istemeye devam edeceğim. Ot gibi sessiz ama yeşil, ot gibi bir türlü yatırılamayan ya da ot gibi sağlıklı ve yarar sağlayan. Mesela sevgililerin romantik anlar ve kahkahalarına bir yatak olarak tanıklık etmek hiç de fena olmazdı ormanın orta yerinde. Ya da sırtına semer vurulmuş bir atın zevkle midesine indiğim gün de gelecek merakla bekliyorum. Ot bile olsan işin var. Görevlerin var. Sorumlulukların da. Öncelikle çimenler okyanusunun bir zerresisin. Sonra havaya mis gibi bir koku yayıyorsun. Ve genelde açık havadan nasibini alıyorsun. Rüzgârın sevmediklerindensin sen de. Dimdik ayakta durabiliyorsun. Kısacık boyuna aldırış etmeden yaşıyorsun. Yağmura, çamura, kara kışa aldırış etmeden. Güneş de işine geliyor, gece de. Dertsizsin böyle düşüneceksen. Ama bir de sol gözün var hiç bakmak istemediğin.

                Karanlıkta korkmuş bir çocuğun sarılabileceği annesi, babası var. Ya senin kimin var? Sen otsun ot! Kimseciklerin yok ki koskoca ovanın orta yerinde. Sabah sehpaya çıkıp, idam edilecek bir prangalı mahkûm gibi ovada otlayan düvenin midesine inebilme ihtimalin oldukça yüksek. Geceyi de korku içerisinde geçirmişsin. Öleceğini bilmek kim bilir neler yaptıracak sana. Kim bilir ne kâbuslar göreceksin. Ölmek ve bir daha tutunamamak. Ölünce üzerine atılan gazete paçavrası. “Zaten kimsesizdi” diye ağızdan çıkan ve acıyı katmerleyen cehennemlik kelimeler.

                “Şimdi sorarım sana, hala ot olmak istiyor musun?” diye soran yüzlerce ağız var biliyorum. Savaşları görmektense prangalı bir mahkûmun sabah idam edileceğini bilmesi gibi sabah bir düveye yem olacağımı bilerek ot olmak daha iyidir. Hayvanlara her türlü eziyeti eden onca zebani varken geceleri ovanın orta yerinde korkmak iyidir. Ot olmak istiyorum ve çocukları hep sevmek, mutlu ve huzurlu olmak, mutlu insanlar görmek, sevdalı âşıkların şiirlerini okumak istiyorum. Ot olmak, halkın emekleriyle hırsızlık yapanları görmekten iyidir. Ot olmak bile bile şiirlerle halkın yüreğinde işgal ordularını yönetenlerin zulümlerini görmekten bin kat daha iyidir. Ot olup, insan olduğumdan utanmak iyidir, utanmayanların ve hala insan kalmak isteyenlerin yanında. Ben ot olmak istiyorum, fırından bir dilim simit alıp karşı kaldırımda peçete satıp hasta anacığına ilaç parası biriktiren, içkici babasının zulümlerinden kaçan çocuğa vermek için, bir dilim sıcaklığı. Çivisi çıkmış dünyadan ancak bu şekilde kurtulurum, bir düvenin midesinde öğütülerek…

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ