AŞKIN ANAHTARI, ASFALT HEP ÇİZİK 3.BÖLÜM


(Psikiyatr’ın odasında beyin cerrahı, psikiyatr ve Semra, Çetin’in durumunu konuşurken, ameliyat sonrası.)

- Çok depreşti bu durum doktor bey. Artık halüsinasyonlar da görüyor. Gece kalkıp birden tır sürdüğünü, yolda olduğunu sanıyor. Benim çocuk olduğumu düşündüğü anlar da giderek arttı. Geceleri kalkıp sözde annesiyle konuşuyor. Hayır bebeğe zarar verecek diye düşünüyorum. Bir de günlük tutuyor.

- Sabırlı olunuz Semra Hanım. Verdiğim ilaçların tesir etmesi biraz daha zaman alacak.

- Ama bizim o kadar zamanımız olduğunu sanmıyorum. Bakın gündüz çok rahatız, iyiyiz, normal bir yaşantımız var. Ama gece kimlik bir anda değişiyor. Geçmişe gidiyor.

(Beyin Cerrahı Dr.Varol devreye girer.) - Semra Hanım, geçirdiğiniz kaza sonrasındaki hikâye çok da iç açıcı değildi biliyorsunuz. Beyindeki korteks bölgesi yani en dış tabaka az da olsa hasar almıştı. Tedaviyi buna yönelik olarak gerçekleştiriyoruz. Kullandığımız ilaçlar ağır. Öncelikle beynin kendisini dinlendirmeye ihtiyacı var. Dinlenmeli ki hasar kendiliğinden onarılsın. Meraklanmayın. Çetin Bey eski sağlığına kavuşacak.

“Sevgili günlük… Ağlıyorum günlük ve kendime de kızıyorum. Sevdiğim adamı bile bile kendi ellerimle uçuruma yolladım. Sevgili günlük değilsin artık. Kahır defterisin sen benim için. Zehir nasıl dökülürmüş göreceksin…

Bir hafta oldu kaza olalı. “Gitme!” diye yalvardım kendisine ama dinlemedi beni. Ben de son hamleyi yapmadım kızgınlıkla. Gönderdim onu kendi ellerimle sonun başlangıcına. Ben miyim suçlusu? Allah’ım nasıl bir kazaymış o öyle. Kamyonun ön camından dışarı fırlamış can cağızım, yağız sarı adamım. Ahhh! Dertliyim, derdimi içine alıver günlük. Bak ağlıyorum işte deniz gözlüsünü ağlatıyor zümrüt yeşili. Zümrüdün her kenarı güneşle parlarmış. Sabırla bekliyorum, ışıltıyı…”

“Semra görse çok kızar biliyorum ama yazamadan duramadım. Uyurken başımı bir yerlere mi çarptım bilmiyorum ama ay perisi ağrımasın diye sarmış başımı, hiç hatırlamıyorum. Uykum çok derindir benim. Ne zariftir sevgilim benim diyebilseydim keşke. Ama ıssızlık bir çırpıda aldı benliğini. Ona nasıl davranacağımı da şaşırdım. Doktoruyla görüşüyorum gizlice. İyileşmesi için daha vaktinin olduğunu söylüyor. Ameliyat başarılıydı ama çıkıştaki Semra daha doğrusu bani babası sanan Semra çok acıtıcıydı. Hala da öyle. Her ne kadar geçici bir durum olduğu dile getirilse de sevdiğimin bana babası gibi davranması çok ağrıma gidiyor. Her gün eve gelirken benden çikolata getirmemi istiyor. Beş altı yaşlarında bir kız çocuğu nasıl davranırsa Semra da öyle davranıyor. Benden oje istiyor, kısacık saçlarına takmamı istiyor. Oyuncak bebekler istiyor. Çıkmaz sokaklar üzerime üzerime geliyor. Geceler kâbuslarımı alevlendiriyor. Dertliyim bugünden yarına, yarından sonbahara…  Anneme de söyleyemiyorum ki. Saklamak için bu durumu oyun üstüne oyunlar oynuyorum. Bir beni mi bulur bu kumpas? Anlayacak olmasından öyle çekiniyorum ki. Semra’yı başından beri istememişti zaten. Benim yaşamım ne yar ne ser hesabına döndü. Şimdi soruyorum sana… Gerçek aşkım sen misin, kamyonum mu? Kamyonum özgürlükler ülkesinin anahtarıydı. Sen ise zindanımın anahtarı.”

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

MAHREM

SİYAH BEYAZ

KOYU VE ÇİFTE KAVRULMUŞ