GÜVEZ
Dört… Aklımın çalıştığı, kaydettiği… Hafızamın yavaş yavaş hatırlamaya doğru yol aldığı, gördüğüm resimleri… Resimler sönüp sönüp yanıyor ışık misali aklımda. Bazıları karanlık, tam seçemiyorum. Bazılarıysa ısrarla yanık kalmak istiyor. Aileden resimler, doğum günleri, kavgalar, üzüntüler, yenilen yemekler, misafirler hepsi geliyor aklıma, hatırlıyorum. Evde yalnız kalamıyorum, sürekli bir yerlerdeyim. Bazen annemleyim, bazen babamla. Annemin yanındayken, beyaz önlüklüler, boyunlarında hiç görmediğim bir şey… İnsanları taşıyorlar… Aklım ermiyor, düşünemiyorum, dört yaşındayım, görüyorum bacağını elinde taşıyan adamı. Kapalı bir odaya götürdüler, gözlerimin önünde. Adamın gözleri kaymış, muhtemelen uyuyor. Sonra içeri giriyorum. Bacağını dikiyorlar, iğne iplikle. Işık çok, ışık gözlerimi kamaştırıyor. Her gece gördüğüm rüya. Her gece sırılsıklam uyandıran kabus beni bu, hem de hep aynı saatte, 2’de. İlk önceleri umursamamıştım ama her gece uyanmaya başlayınca aynı saatte, anladım ...