Kayıtlar
2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor
HATR-I AŞK 3
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Sonra da olduğu yere yığıldı. Ağzının kenarından kan gelmişti. İhtiyar ile Hüsrev bayılan kızı hemen arabanın arka koltuğuna yerleştirdiler. İhtiyar Cevat Paşaya dönerek “Evlat buralar sana emanet. Kimsecikleri yaklaştırma. Hadi aslanım” dedi. Köpek yüzünde meraklı ama anlamış gibi bir ifadeyle kapının girişine oturuverdi. “Hüsrev sen sür. Akşam gözüm görmez. Hem gece de ışıklar rahatsız ediyor sürerken” dedi. Araba tepeden aşağıya toprak yoldan takır tukur sesler çıkara çıkara inmeye başladı. “Hadi evladım bas gaza yahu! Kızcağızı hastaneye yetiştirelim” diye çıkıştı bir an. Hüsrev de olanca hızıyla bastı gaza. Hastaneye yaklaşmışlardı artık iyiden iyiye. İhtiyar kızın başına elini koydu. “Ateşi var yavrucağın” diye geçirdi içinden. Kim bilir ne hikayesi vardı. Neler yaşamıştı. Nasıl bir dünyası vardı. Kimi kimsesi var mıydı acep? Az sonra hastane acil kapısından olanca hızıyla girdi içeri araba. İhtiyar, araba daha durmadan kapıyı açıp içeride kim varsa dışarı çağ...
HATR-I AŞK 2
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Sandalyesine oturup şehri izlemeye başladı. Hafif bir serinlik vardı. Gündüz çıkan rüzgar şimdi sadece tene ferahlık veren cinstendi. Yaşlı adam saate baktı. Vakit bir hayli ilerlemişti. Cevat Paşa'nın başını okşadı. Hayvan halinden oldukça memnundu. Bir taraftan ilgiye karşılık verip sahibinin elini yalıyor, diğer yandan sevgi dolu sesler, ulumalar çıkartıyordu. Derken Cevat Paşa sahibinin "Hadi otur paşam" komutuyla sandalyenin yanına oturdu. İhtiyar köpeğin gözlerine baktı. "Bu gece de gelmeyecek paşam" dedi. Hüzünlenmişti. Nesrin Sipahi kulağına geçmişi hatırlatırcasına sesleniyordu. "Kenarlarda, köşelerde, kadehlerde, şişelerde. Ben kalbimden başka yerde, inan seni bulamadım..." Gözlerinden iki damla çizgilerle dolu yanağına süzüldü. Sigarasını yaktı. Garson Hüsrev sehpanın üzerine ihtiyarın istediği az şekerli çifte kavrulmuş kahvesini getirmişti. "Süvarin hazır Ali amca" dedi usulca. İhtiyar başını salladı. Minnet dolu gözle...
Hatr-ı Aşk
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Masasından kalkıp yol arkadaşına su verdi. “İt herif! Yine avucumdan su içmek istiyor” diye hayıflandı. Yaşlıydı artık. Bacakları bedenini taşımakta zorlanıyordu. Sabahtan beri oradan oraya deli danalar gibi koşturup durmuştu. Yerinden güçlükle kalktı. Yorgun bacakları iyiden iyiye ağrır olmuştu. Önemsemedi. İşte karşısında kulaklarını dikmiş bekliyordu Cevat Paşa. Usulca başını okşadı köpeğinin. Hayvan oralı olmadı. Patisiyle su kabını iteledi sahibine. Anlamıştı ihtiyar. Suyu avuçladı. Hayvan avucundan içmeye başladı. Güneş çoktan batmıştı. Son misafirler de az önce hesabı ödeyip gitmişlerdi arabalarıyla. Ne de olsa şehrin en şaaşalı tepesindeki kafe onundu. Bir tarafta şehir, diğer yanda yemyeşil bir tepe ve serin bir rüzgâr. Nice aşkların doğduğu, nice aşkların sönmek üzereyken küllerinden yeniden alev aldığı bir kafeydi “Hatr-ı Aşk”. Adını hem rüzgarından hem aşklardan ve hem de engebeli yollardan almıştı. Aşkın hatırası vardı. Aşkın yolları hep engebeli değil miydi ki? Kimi ...